Yalnızlık Metaforunda Günümüz İnsanı


Bir zamanlar yalnızlık, bir köy evinin sessizliğinde, şehirden uzak bir dağın yamacında ya da gecenin derinliğinde hissedilirdi. Şimdi ise kalabalığın tam ortasında, yüzlerce insanın arasında, sürekli çevrimiçi olmanın içinde büyüyor. Artık yalnızlık bir yokluk değil, tam tersine fazlalığın içindeki eksikliktir.

Telefonumuz çalıyor, bildirimler yağıyor, sohbet pencereleri açık… ama içimizde hep aynı sessizlik: kimse kimseye gerçekten dokunmuyor. Çünkü dijital çağın insanı temas etmekten değil, temas edilmekten korkuyor. Sürekli konuşuyoruz ama duymuyoruz; paylaşıyoruz ama paylaşamıyoruz. Bu da modern çağın en ironik gerçeği: yalnızlık artık kişisel değil, kolektif bir deneyim.

Eskiden yalnızlık bir seçimdi; şimdi ise bir zorunluluk gibi içimize kazınmış. İnsan kalabalıkla var olmayı öğrendi ama kalabalıkta kendini kaybetmemeyi unuttu. Herkesin birbirine benzediği, aynı cümleleri kurduğu, aynı fotoğrafları paylaştığı bir dünyada, farklı olmak bile bir çeşit yalnızlık hâline geldi.

Belki de çağın en ağır yükü, “anlaşılamama” duygusudur. İnsan artık yalnız kalmaktan değil, kimse tarafından görülmemekten korkuyor. Çünkü görünürlük çağında görünmemek, yok olmakla eş anlamlı. Ama ne tuhaf: Bazen en görünür hâlimiz, en sahte maskemiz oluyor.

Modern insan, bir kahve kupasının buharında huzur arıyor; ama aynı anda o anı paylaşmak için telefonuna uzanıyor. Oysa yalnızlığın kıymeti, kimseyle paylaşmadığın birkaç sessiz saniyede saklıdır.
Yalnızlık, bir eksiklik değil; bazen bir arınma biçimidir. Düşünmenin, derinleşmenin, kendinle yüzleşmenin tek yolu. Fakat biz, yalnızlıkla dost olmayı unuttukça, kalabalıkların içinde daha da küçülüyoruz.

Belki de yapılması gereken, yalnızlıktan kaçmak değil, onunla barışmak. Çünkü insan yalnızken susmayı öğrenir; susunca dinlemeyi; dinleyince anlamayı. Ve anlamak, her çağda olduğu gibi, hâlâ insan olmanın en zor ve en güzel hâlidir.

8. Sınıf İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi 1. Dönem 1. Yazılı Sınavı


7. Sınıf Sosyal Bilgier 1. Dönem 1. Yazılı Sınavı (3. Senaryo)


Yeni Maarif Modeli ve Görünmeyen Yorgunluk: Öğretmeni Konuşmadan Bu Ülke Eğitimini Konuşamaz


Türkiye’de eğitim sisteminden bahsetmek artık sadece akademik bir başlık değil; insan ruhunun dayanma sınırlarını tartışmak anlamına geliyor. Çünkü bu ülkede müfredatlar sık sık değişiyor, sertifikalar yenileniyor, vizyon belgeleri güncelleniyor. Fakat değişmeyen tek şey var: aynı sınıfta, aynı gözlerle ve aynı inatla durmaya çalışan öğretmen.

Yeni Maarif Modeli, kâğıt üzerinde önemli bir iddia taşıyor. “Değer temelli, kültürel köklerle uyumlu, beceri odaklı” bir dönüşümden söz ediliyor. Ancak sahada — okul koridorlarında, akşam veli mesajlarına cevap vermek zorunda kalan öğretmenin zihninde — şu sessiz soru dolaşıyor:

“Bu model öğretmenin emeğini talep ediyor, peki öğretmenin ruhunu dikkate alıyor mu?”

Çünkü bugün öğretmen tükenmişliği, artık sadece fazla ders yüküyle açıklanacak bir durum değil.
Bu bir yalnızlık meselesi.
Anlatılmayan bir psikolojik görünmezlik.
“Ne kadar çabalarsam çabalayayım, dengeleri değiştirmeye gücüm yetmiyor” hissi.

Yeni model, öğretmenin rolünü büyütüyor: artık sadece ders anlatan değil, karakter rehberi, sosyal duygusal destek sunan, kadim değer taşıyıcısı, teknolojiye hâkim bir öncü olması bekleniyor.
Öğretmen buna zaten itiraz etmiyor.
Asıl itiraz şu cümlede gizli:

“Ben hazırım ama sistem beni yalnız bırakırsa, bu dönüşümü kimle gerçekleştireceğim?”

Gerçek şu ki, hiçbir eğitim reformu, öğretmeni yalnız bırakarak hayata geçmez.
Bir modelin ideal olmasının bir önemi yoktur; eğer o ideali taşıyacak insanın gücü yavaşça sönüyorsa.

Bu yüzden Yeni Maarif Modeli üzerine yapılan her tartışmada önce şu soruyu sormak gerekir:
Bu modelin merkezinde öğretmen var mı, yoksa sadece üzerinde yük taşıyan kişi mi?

Çünkü bu ülkede en derin çöküş, öğretmenin umut kaybıyla başlar — ve o çöküş sessizdir.
Bağırmaz, bildirge yazmaz, manşet olmaz.
Sadece bir gün sınıfa girer ve artık sadece “konuşması gerekeni” konuşur, “inandığını” değil.

Ve eğitim dediğimiz şey tam da o anda bitmeye başlar.

Adem Güngör-25.10.2025

6. Sınıf Sosyal Bilgiler 1. Dönem 1. Yazılı Sınavı (4. Senaryo)